21 Eylül 2011

Mimari Fotoğrafçılık Nedir ?

 

Mimari Fotoğrafçı ve fotoğrafçılık kavramı Ülkemizde pek yaygın olmayan mimari fotoğrafçı kavramı, aslında çok keyifli ve kazançlı bir fotoğrafçılık dalıdır. Mekan çekimleri katalog dergi ve editorial çekimlerde her zaman mimari ögeler bulunmaktadır. Özellikle turizm sektöründe oteller tatil köyleri hatta butik pansiyonlardan tutup, Büyük holdingler golf sahaları spor salonları hep bu kapsama girmektedirler. Özellikle bir yapıyı olduğundan daha heyberli göstermek, gerçekten sanat işidir. 
  Bu tip çekimlerde genellikle geniş açı lensler ve yüksek diyafram değerleri kullanılır. Tripodsuz çekim yapılmaz. Bazende birçok kare özenle Photoshopta birleştirilerek. Büyük çözünürlüklü bir kare elde edilir. Geniş açı lenslerden 10-20 Tokina 11-17 gibi lensler genellikle kullanılır. Balık gözü dediğimiz Fisheye Lensler de mimari çekimlerde bize büyüleyici bir görsel şölen sunar.
  Türkiyede Mimari fotoğrafçı sayısı ne yazıkki bir elin parmaklarını doldurmayacak kadar az. Gelişen sektör duyulan ihtiyaç talepleri karşılamaya yetmiyor. Yeni başlayan arkadaşlara ya da diğer fotoğrafçı arkadaşlarıma bu konuyu çok daha detaylı ve dikkatli araştırmalarını tavsiye ediyorum.

8 Ocak 2011

Fotoğraf ve Fotoğrafçı Aşkı


Fotoğraf aşkı bambaşka bir duygudur hele ki insana bir bulaşmaya görsün. Zamanı durdurabilen tek icad olan fotoğraf makinası fotoğrafçı elinde adeta bir zaman makinasıdir, Adeta bir ibadet gibi, bir fotoğraf karesi arar durur ta ki dizlerinde derman kalmayana dek. Bu aşkın zamanı ve yaşı yoktur bazen 40 ında fotoğrafçı olur insan bazen 70 inde bazense bu sevdaya ilkokul çağlarında bile tutulabilir. Bu tutkunun büyüsü yeni yerler görmek yeni insanlar tanımakla paralel gelişir. Artık her yüz her insan ve her şehir beyinlerde bir fotoğraf karesi oluverir farkına varmadan. Fotoğrafçı gittiği her yere beraberinde taşır bu engin tutkuyu.
Bazense daralan dünyamızdan bir çıkış oluverir fotoğraf makinamız. Bizi alır götürür adı konulamayan bambaşka bir sevdanın derinliklerie. Bir martının ekmek kapışı olur, bir vapurun bacasından tüten duman yahut günbatımında turucu renkli bir silüet. Yağmurda aldırmadan yansımaları yakalamaya çalışır fotoğrafçı. Amaç zamanı tüketmek değil zamanı durdurabilmektir bir deklanşör basımı da olsa.
Eski tip filmli ekipmanlarla başlar bu duygu. Ya da kompakt makineler, daha sonra slr like ya da şanslı olanlar dslr makinel ile başlarla bu engin serüvene. Ucu bucağı yoktur lenslerin fotoğraf makinalarının. Artık profesyonel ışık sistemlerine ihtiyaç duyulmaya başlanır, paraflaş setleri araştırılır ve prime lensler alan derinliği, ful frame gibi sözcükler hayatımıza giriverir. Artık teknik konular değer kazanmıştır. Rasgele değil, konseptler oluşturarak çekimler yapılmaya başlanır. Amaç zamanı durdurmaktan bir adım öne geçmiştir. Artık zamana hükmetmek hayata kendinden bişeyler katmaya çalışır fotoğrafçı. Artık onunda bu Engin görsellikte bir piksel de olsa söyleyecek bir sözü vardır, olmalıdır.
Hobi olarak başlanılan bu tutku, büyülü bir şehir gibidir adeta. Sapılan her yolda her sokakta yepyeni maceralar bizleri bekler. Keşfedilmeyi bekleyen kayıp bir ülke gibi. İçine girdikçe büyüklüğünü daha iyi idrak edersiniz fotoğraf dünyasının. Artık teslim olmayı kabul edip caddelerde küçük bir çocuk gibi kaybolmaya hazısınızdır.


Fotoğraf Kaynağı: Hürriyet kelebek galeri
Yazı: Ege Eksen

29 Aralık 2010

Full Frame Nedir ne anlama gelir?



Fotoğrafa meraklı olanların ve amatörlerin sıklıkla merak ettiği sorudur full frame ne demek? Ya da full frame makina almalı mıyım? ne işe yarar? ya da nerelerde kullanılır? Full frame dslr ve slr fotoğraf makinalarında kullanılan sinema filmi olarak tabir ettiğimiz 24x36 mm boyutlarındaki sensöre sahip olan ekipmanlara verilen addır. Yani lensin mm olarak gördüğü görüntüyü birebir sensör üzerine düşürür. Buna Fokal çarpan 1 de diyebiliriz.

Günümüzde kullanılan dslr ekipmanlardan örneğin canon ve nikon un orta segment modellerinden bahsedecek olursak D80-D90 canon eos 450-500 D ve diğer modelleri gibi. Herbiri. 1,3,1,6,1,5 gibi fokal çarpanlara sahip sensörler kullanmaktadır. Bu da demek oluyor ki görüntüyü küçülterek sensöre düşürüyor. Örneğin bu tip bir fotoğraf makinasını 50 mm bir lens ile kullandığımızda 50x1.5=75 mm olarak göreceğiz. Ama 50 mm lik bir lensi full frame bir ekipmanda kullandığımızda ise 50X1=50 mm olarak yani herhangi bir küçülme yaşamadan göreceğiz.

Sıkça sorulan sorular arasında ise full frame makinaya geçtiğimde eski lenslerimi kullanabilecek miyim sorusu. Ne yazıkki full frame makinalarda bu tip lensler, full frame makinalarda kullanıldığında kenarlarda büyük bir kararma yaparaka büyük bir crop gerektirmektedir. Örneğin Nikon D700 modelini bu lensler ile test ettiğimde ekipman bana 5 megapiksellik bir görünü elde etme şansı verebildi. Demek oluyor ki full frame makinaların lenslerini ayrıca edinmek gerekiyor. Fokal çarpan 1 olduğu için ayna açısı fokal çarpanı 1 olmayan ekipmanlardan farklı oluyor ve sıkıntı yaratıyor.

Bir fotoğraf makinasının full frame olması onun daha iyi görüntü kalitesine sahip olduğu anlamına gelmez. Sadece Lensi daha etkin verimli ve perspektifinde kullanabileceğiniz anlamına gelir.

Ege Eksen

26 Ekim 2009

İZMİR GURUBU DAYANIŞMA SERGİSİ 26 EKİM-1 KASIM 2009












Fotokritik İzmir Grubu olarak ilk karma fotoğraf sergimizi Karşıyaka Belediyesi Bostanlı Sergi Salonunda açtık. 26 Ekim-1 Kasım 2009 Tarihleri arasında gezilecek olan sergimizde fotoğraf satışından elde edilecek gelirin tamamı kalp hastaları yararına bağışlanacak. Fotokritik İzmir Grubu üyelerinin fotoğraflarıyla katıldığı sergimizin seçici kurul görevini Bülent Erol, Ege Eksen, Mustafa Arıcan ve Niko Guido üstlendi. Açılış kokteylinde bir araya gelen grup üyeleri keyifli bir akşam geçirdiler. Fotoğraf satışından elde edilecek gelirin biran önce ihtiyaç sahiplerine ulaşması için fotoğraf başına 100 TL satış fiyatı belirlendi. Arzu edenler 1 Kasıma kadar sergimizi gezebilecekler.








23 Haziran 2009

Temel Fotoğrafçılık Dersleri



Enstantane ve Diyafram Nedir?



Fotoğraf makinaları özellikle SLR ve DSLR makinalar nasıl çalışıyor, diyafram ve enstantane hızı nedir? ve ikisinin etkileşimi fotoğrafı nasıl etkiler?
Ancak diyafram ve enstantane hızı anlaşıldıktan sonra fotoğrafçılığa gerçek anlamda başlamak mümkün olacaktır. Yeni başlayanlar için temel ve basit bir şekilde anlatmaya başlıyorum.



Diyafram
Işığın girip, filmin ışığa tutulduğu açıklığın çapıdır. Lensin diyaframnın değiştirilmesi durumunda fotoğrafta derin etkiler yaratılır. fotoğraf makinalarında f-stop ile tanımlanmıştır. Fotoğraf makinaları modellerine göre değişmekle beraber, genel duruşlar f2, f2.8, f4, f5.6, f8, f11, f16, ve f22dir. Numara küçüldükçe çap artar. F2 geniş olduğu için f4den daha fazla ışık alır. Aralarında düzgün matematiksel tam iki katlık bir fark vardır. Diyelim ki fotoğraf makinası f8 istiyor. Eğer siz manuel olarak f11 ayarlarsanız filmi yarı yarıya az ışığa tutarsınız. Ve f5.6 olarak ayarlarsanız iki kat ışığa tutmuşsunuz demektir. İki duruş arasında ışığı 4 kat, üç duruş arasında 8 kat değiştiriyorsunuz demektir.
Alan derinliği de diğer önemli konudur. Çap arttıkça alan derinliği ya da odaktaki uzaklık azalır. Örneğin eğer f8 ile 4 metre odak uzaklıktaysanız, f4 ile 2 metre olacaktır. Bunları çekim koşullarınıza göre kullanabilirsiniz.

Fotoğraf makinalarımızda diyafram değeri "f" ile ifade edilir. Yine "A" harfi fotoğraf makinalarımızda diyafram öncelikli çekim modu nu ifade eder. Bu modda diyafram değerini kendimiz belirleriz. Buna göre enstantane hızını makinamız belirler. Diyafram sayısal olarak büyüdükçe kısılır ve netlik artar, çünkü leslerin en net görüntü veren yerleri tam orta ve ortaya yakın bölgeleridir. diyafram rakamsal olarak büyüdükçe yani kısıldıkça, ışığa daha çok ihtiyaç duyulur. Diyafram sayısal olarak küçüldükçe netlik azalır fakat alan derinliği artar. Alan derinliği fotoğrafta objeler arasındaki netlik farkıdır. Örneğin öndeki modelin net görünüp arkadaki kalabalığın flu görünmesi gibi. Böylelikle model ya da konu veya obje daha iyi vurgulanır. Ayrıca ışığın düşük olduğu koşullarda diyafram rakamsal olarak mümkün olduğunca azaltılır. Alan derinliğini tele (zoom) objektiflerle de sağlamak mümkündür.




Enstantane hızı
Fotoğrafı çektiğinizde enstantane nin ne kadar açık kalacağı dolayısıyla filmin ne kadar süreyle ışık alacağıdır. Mantığı kavramanız açısından bu tip kuralları öğrenirken gözünüzde analog slr fotoğraf makinasını canlandırmanız daha etkili olacaktır. Dijital slr yani DSLR fotoğraf makineleri de aynı teknikle çalışmasına rağmen, analaog makinada canlandırmak daha kolaydır.





Genellikle 1 saniye ile saniyenin 1/1000 arasında değer alır. İki nedenle önemlidir. Birincisi, diyafram kontrolü için, ikincisi, tarz olarak bunu fotoğraflarınızda kullanabilirsiniz.Süre uzadıkça, filme daha çok ışık gelir. Bu daha sezgiseldir. Diyafram ile aynı mantıkta işler. 2 kat olarak. 1/125 1/250 den iki kat, 1/500 den 4 kat fazla ışık alır demektir.



Eğer bu iki değişkeni bir arada kullanmaya kalkarsanız bir çarpan çıkar. İki değişken de ışığı 2 faktörle değiştiriyordu. Örneğin; fotoğraf makinası durumu okuyor ve kendini f8de 1/125 olarak kuruyor. Bu doğru ölçüm. F11 olarak ayarlarsak ne olur? Görüntü yarısı kadar ışık alır, ve resim düşük pozlamada kalır. Fakat biz bunu enstantane hızını 1/60 olarak ayarlayarak değiştirebiliriz. Çapı küçültüp, ışığa tutma süresini arttırarak aynı yerde kalırız.
Merkez sütun önerilen pozu verir.Bununla beraber, yukarıdaki kombinasyonlardan herhangi birini kullanıp filmi doğru ışığa tutabilirsiniz, çünkü her aşağı duruş daha uzun bir enstantane hızı ile biraradadır böylece genel ışık durumu değişmez. O zaman neden farklı değerlerimiz var?
Diyaframın alan derinliği konusuna dönelim. Bunu değiştirmek isteyebileceğiniz durumlar olabilir. Kalabalıkta bir kişiyi odaklamak istiyor olabilirsiniz. Ya da maksimum odaklama istiyorsunuzdur. Bu durumlarda diyafram la oynamak gerekecektir. Aksine belli bir enstantane kullanmak isteyebilirsiniz. Işık düşüklüğü, çokluğu, hareketi yüksek hızda durdurma isteği ya da yavaş hızda gösterme tercihi gibi nedenleriniz olabilir. Daha bir çok nedenden her iki fonksiyonu birlikte değiştirmek isteyebilirsiniz. Bu size fotoğraf makinası ile esneklik kazandıracaktır.

Enstantane hızı ingilizcede "shutter speed" ya da "shutter" olarak yazılır. Fotoğraf makinalarımızdaki "S" seçeneği enstantane öncelikli çekimler yapmamızı sağlar. Yani bu modu seçtiğimizde, enstantaneyi biz ayarlarız diyaframı ise makinamız kendisi belirler. Enstantane hızıyla ilgili bir örnek verecek olursak, gündüz saatlerinde havaya zıplayan bir arkadaşımızı net bir şekilde karelemek istersek, enstantane hızını yüksek tutmamız gerekecektir.



Kompozisyon
Fotoğrafçılık dinamik bir sanat biçimi. Herkes için iyi bir fotoğrafın farklı tanımları vardır.Ama yine de bazı kurallar var ki kullanırsanız daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz.
Özellikle kompozisyon oluşturma konusunda bol bol pratik yapmak fotoğraf çekmek kadar, iyi ve kaliteli fotoğraflar izlemekte çok önemlidir. Bu konudaki ustaların paylaşımlarını aktardığı kitaplarını da okumanızı tavsiye ederim. Size bu konuda önereceğim isim Sabit Kalfagil dir Örneğin altın oran, diyagonal etkileri ve üçtebir kuralı gibi bazı kuralları okumanızı tavsiye ederim. Başlangıçta bu teknikleri düşünerek hareket etmek gereklidir. Zamanla tüm bu temel konuları özelliklede pratik yaptıkça kavrayacaksınız ve fotoğraf makineniz bir organınız gibi hareket etmeye başlıyacaksınız...

11 Haziran 2009

Moda Fotoğrafçılığı




Dış mekan Model Çekimleri






Fotoğraf dünyasında moda fotoğrafçısı olmanın en güzel tarafı sınırsız bir yaratıcılığın içerisinde olmaktır. Konu insan olunca aktarılacak duygu zenginleşir ve artar. Model çekimlerinde estetik ve kompozisyon kaygılar öne çıkmaktadır. Kompozisyon ağırlıklı konular portre kategorisi ne daha çok dahil olmaktadır. estetik kaygıların ağır bastığı çalışmalar ise genelde moda fotoğrafçılığı olarak tanımlanmaktadır. Bu tip çekimlerde en iyi sonuç stüdyo ortamında alınır. Ama dış mekan çekimlerinde de doğru ışık ve gereken teknik ekipman mevcutsa stüdyo ortamını aratmaz. Dış mekan çekimleri için öncelikle reflektör kullanımı şarttır. Reflektör kullanırken. Işığın çok sert olduğu saatlerde direk ışığı modele yansıtmakla iyi bir sonuç elde etmek imkansızdır. Difüzör kullanımı gerekir. Difüzör ışığı yayan dağıtan ve yumuşatan ışık kaynağı ile obje arasındaki geçirgen maddedir. Eğer difüzör kullanılmayacaksa ışığın daha az güçlü olduğu saatlerde reflektör modele yakın tutularak çekim yapılır. Eğer flaş ya da dolgu flaş kullanılacaksa, açıları iyi ayarlanmalı direk model üzerine patlatılacaksa az güçlü, eğer duvardan ya da başka bir platformdan patlatılcakasa gücü ona göre ayarlanmalıdır.Dolgu flaş ın da ışık kaynağına destek olarak kullanılan flaş olduğunu hatırlatalım. Dış mekan çekimlerinde uygun bir fon ya da mekan seçimi de gayet önemlidir. Mesela taş bir duvar eski bir bina ya da düz bir zemin gibi. Bir seçenekse düşük diyafram değerli ya da tele objektif kullanılarak yapacağımız çekimle. Alan derinliği etkisiyle arka planı flu gösterebiliriz. Photoshop taki blur (bulanıklık) etkiside aynı sonucu almamaızı sağlar. Bundan sonrası model ile sizin yaratıcılığıza kalıyor. Bol ışıklı ve fotoğraflı günler dilerim.






Dış mekan model çekimlerimden birkaç örnek çalışmamı paylaşıyorum
Ege Eksen


10 Haziran 2009

Fotoğrafa Başlamak




"Fotokritik te sözünü esirgemeyen öğretici ve eğitici eleştirileriyle kendisini tanıma fırsatı buluduğumuz Korkmaz Göçmen hocamız fotoğrafa nasıl başladığını Photoroid'e anlattı. Kendisine sitemiz vesilesi ile teşekkürlerimi iletiyorum"


Fotoğraf ile ilk tanışmam:


Amasya’da oturuyorduk. 1960 yılının yazına yeni girmiştik. İlkokuldan mezun olalı iki hafta olmuştu. Yaz tatilinin coşkusunu yaşıyor, akşama kadar top koşturup, misket oynuyordum. Böyle bir günün akşamında kapıda babamı karşıladığımda elinde küçük bir kutu vardı. Üzeri siyah deri kaplı uzunca bir kayışı olan kutuyu bana uzatarak:“Bak bakalım, bu nedir?” diye sordu.Kutuyu evirip, çevirerek inceledim. İlk kez görüyordum böyle bir şeyi. Küçük yüzeyi avucumun içini dolduracak büyüklükte kare şeklindeki kutunun, bir karış boyundaki diğer yüzeyinin ortasında yuvarlak, üst köşesinde ise dikdörtgen bir mercek vardı. Bu merceğin aynısı üst yüzeyinin köşesine de konulmuştu. Anlam verememiş dudağımı bükerek:“Bilmiyorum, bir şeye benzetemedim” demiştim.Babam, kutunun kayışını boynuma asarken:“Bu bir fotoğraf makinesi” dedi.Fotoğraf makinesi ile böylece tanışmış oldum. Bu makine fotoğrafçılığı yeni öğrenenler için yapılmış, basit, kullanımı çok kolay çok amatör bir makineydi. Objektif olduğunu öğrendiğim merceğin yanında güneş, bulut ve ampul resimleri olan küçük bir sürgü vardı. Çekim yapılacak ortama göre bu sürgünün uygun deliği objektifin arkasına getiriyor, yandaki küçük bir kol aşağı doğru bastırıyordu. Kutu yan tutulunca yan, dik tutunca dik 6X9 cm. ebadında film çekiyordu.Aslında babam da fotoğraf çekmeyi benimle birlikte öğreniyordu. Doğal olarak, o kendini daha çabuk geliştirip bilgilerini bana aktarıyor, parklarda yalvar yakar çektiğim insanların fotoğraflarını zeytuni renkli kartlara, ipek kartlara kontak olarak tap yapıyor, ben de sahipleri parktan ayrılmadan koşup resimlerini veriyor, paralarını alıyordum.Aynı yıl tabelasında, “Foto Ziya” yazan bir dükkânımız olmuştu. İşimizi iyice öğrenip, ilerletmiştik. Aradan yıllar geçti...Üzerinde Kodak yazan bir kutu ile başlayan fotoğraf/film serüveni, daha sonra 16, 35 mm. TV ve Sinema filmi, su altı film ve fotoğrafı çekerek, 1978 yılında da ENG denilen bugünkü TV kameralarının prototipini kullanarak bugüne kadar geldim.Bugün ise, analog bilginin kol gezdiği dönemlerden uzak, mertliğin bozulmasına neden olan tüfeğin icadına benzer; elektronik fotoğraf makineleri ile tanışıklığımızı sürdürmeye çalışıyoruz.Şimdilerde “fotoğraf çeken” değil de, “fotoğraf kaydeden” olduk öyle ki; elektronik fotoğrafçılığın kolay ve pratikliğine teslim olmuş gibi görünsek de analog fotoğrafçılığın bilgi egemenliğini hiçbir zaman unutmadan.Bu küçük anımla, iç geçirerek “Neren, nereye!..” diyerek geçmişi film şeridi gibi anımsamış oldum...Bu vesileyle Sevgili Ege EKSEN'in şahsında, site yöneticisi arkadaşlarıma yayın hayatlarında başarılar, sevgili fotoğraf sever üyelerinize de, beğenisi bol kareler diliyorum.Sevgi ve Saygılarımla...KORKMAZ GÖÇMEN 10.06.2009

9 Haziran 2009

Fotoğraf Gezileri






Dijital fotoğrafçılık kavramıyla birlikte insanların fotoğraf çekme istekleri artmaya başladı. Çekilen fotoğrafları anında görebilmek, herhangi bir maliyeti olmadan tekrar tekrar çekebilmek gibi avantajlar günümüzde çok fazla kişinin fotoğraf a ilgi duymasını sağladı. İnternet üzerinde açılan fotoğrafçılık siteleri sayesinde de çekilen fotoğraflar paylaşılmaya ve fotoğrafların değerlendirilmesine başlandı. Bu sitelerde tanışan insanların birlikte fotoğraf çekmeye gitmeleriyle birlikte fotoğraf gezileri yaygınlaştı.




Fotokritik İzmir grubu olarak bizde gezilerimize Haziran 2008 de başladık. Fotoğraf gezileri özellikle yeni başlayanlar için küçük bir okul gibidir ve adeta bir fotoğraf okulu. Fotoğraf çekimi, kompozisyon oluşturma, ışık kullanımı v.b. gibi konularda sorular sorabileceğiniz ve anında yanıt alabileceğiz bir çok kişi vardır. etrafınızda, zaten bir fotoğrafçılık grubuna üye olan ve fotoğraf gezilerine çıkan insanlarda genelde bilgi paylaşımını seven kişilerdir. “Fotoğraf çekmek tek kişilik bir olaydır” diyen kişilerde vardır, onlara da saygı duyuyorum fakat hiç bilmediğiniz bir yere gidip, hiç tanımadığınız insanların fotoğraflarını çekmek toplu halde daha kolaydır. Çünkü insan kendini daha fazla güvende hisseder, çevredeki insanların gözleri sadece onun üzerinde değildir ve burada toplu halde yapılan bir etkinlik vardır ve o bölgenin halkı bunu anlamıştır diye düşünür ve daha az çekinir. “ Pek çok şey tek bir anlık keyif ve yaşam boyu utanç sebebidir; oysa fotoğraf tek bir anlık utanç ve yaşam boyu keyfi getirir.” demiş Tony Benn (İngiliz politikacı) işte grup halinde olmak utanma duygusunu pozitif yönde azaltır.




Bu gezilere ilk defa katılacak olan arkadaşlarımıza her zaman için tavsiyem, ben bütün gün çok güzel fotoğraflar çekeceğim diye düşünmeyin, sizin gibi fotoğraf sever kişilerle güzel bir gün geçirmeyi düşünün, gerçekten fotoğraf çekmeye gitmek balık tutmaya gitmekten farkı yoktur, denizin ne vereceğini bilemezsiniz ama gidersiniz o anı o ümidi yaşarsınız, fotoğraf gezileri de öyledir, birlikte fotoğraf kovalanır, muhabbet edilir, gün sonunda 100 güzel fotoğrafta olabilir elinizde 10 güzel fotoğrafta ama gün sonunda aynı dili konuşan kişilerle birlikte güzel bir gün geçirmişsinizdir. Birlikte olmanın bir avantajı da çeşitli kurgular oluşturabilmektir, fotoğraflar için model bulmak kolay değildir ve bu zorluğu oradakiler bilmektedir bu nedenle herkes birbirine yardımcı olmaya çalışır. Son olarak özellikle benim başıma çok geldiği için ve bizim grubumuzu tanıdığım için şunları söylemek istiyorum. Her yeni gezi öncesi ilk defa katılacak insanlar bana sorarlar, “ yabancı bir ortama giriyorum, kendimi yalnız hisseder miyim “ … bende her zaman aynı şeyi söylerim, sanki kendinizi yıllardan beri aramızdaymışsınız gibi hissedeceksin … gezi sonunda aldığım cevap … ” haklıymışsınız ” …




Bugüne kadarki gezilerimizde bize katılan Niko Guido, Bülent Erol ve ismini sayamadığım diğer Pekçok usta fotoğrafçı dan pekçok olumlu katkılar aldık. Yeni katılan arkadaşlarımız her gezimizde yeni pekçok bilgi aldı. Perde Ömrü, Panoramik çekim, objektif, diyafram,çekim modları,slr makine,dslr makine,karanlık oda,reflektör kullanımı,stüdyo fotoğrafçılığı,paraflaş,Enstantane,bulb modu,uzun pozlama, model nasıl çekilir, portfolyo oluşturma,ters ışık,manzara çekimi ve daha sayamadığım pekçok fotoğraf ve fotoğrafçılık terimi ni tartıştık aramızda. Hep olumlu katkılar sağladığımızı düşünüyorum birbirimize ve bunun sıcak bir aile ve dostluk ortamında gerçekleşiyor olması ayrı bir mutluluk sebebi.En kısa zamanda yeni fotoğraf gezisinde görüşmek dileklerimle




Photoroid Adına;



Mustafa Arıcan


8 Haziran 2009

Hangi dslr ya da kompakt fotoğraf makinası nı almalıyım?



Fotoğraf dünyasına ya da fotoğrafçılığa ilk adımı atarken, doğru bir ekipman tercihi yapmak gerekir. Pekçok fotoğrafsever canon mu iyi? nikon mu iyi? dslr giriş seviyesi model mi alalım? yoksa iyi bir slr-like ya da kompakt makina mı alalım? Ya da alışılageldik markaların dışında bir tercih yapıp sektörde yeni ya da yaygın olmayan markalara mı şans verelim? Sorularına cevap aramaktadır.


Burada yola çıkacağımız öncelikli konu fotoğraf makinası değil. Sizin nasıl bir fotoğraf makinasına ihtiyaç duyduğunuzdur. Yani ne fotoğrafı çekeceğiniz(portre,ornito,manzara,makro..) ya da ekipmandan öncelikli beklentinizin ne olduğu önemlidir. Örneğin dış koşullarda uzun süre kullanılacaksa sağlam gövdeli bir fotoğraf makinası tercih edilmeli, pil ömrü dikkate alınmalıdır.


Dslr Makinalar için gece çekimlerini seviyorsanız iso performansı nı da iyi değerlendirmeniz ve ilgili iso testleri ni karşılaştırmalı olarak izlemeniz gerekir. Yine kendinize en uygun fotoğraf makinasını araştırırken, satış sonrası hizmeti göz önünde bulundurmak ve yedek parçalarının kolay bulunabilir ve ekonomik olmasına dikkat etmemiz gerekli. Örneğin bazı arkadaşlarımız ayda bin kare çekerken bazıları yılda o sayıya ancak ulaşabiliyor. Böylelikle dayanıklılık opsiyonunu ikinci planda düşünebilirler.


Dslr fotoğraf makinalarında deklanşör e her bastığımızda fotoğraf makinası bunu sayar. Buna perde ömrü denir. Dslr Makinalar ın perde ömrü bugün onbinler hatta yüzbinlere ifade edilen rakamlardadır. Yine karşılaştırmalarda öne çıkan bir diğer konu ise cmos mu ccd sensör mü? sorusudur. Ccd sensör teknolojisi cmos a göre daha eski ve yarattığı noise (kumlanma) etkisi cmos sensöre göre fazla olan bir sensördür. Çoğu firma artık modellerinde cmos sensör tercih etmektedir. Cdd sensör de seri çekimlerde ısınmadan dolayı noise (gren) oluşsa da keskinlik olarak cmos a göre daha keskindir.


Alacağım fotoğraf makinası kaç megapiksel olmalı? sorusu ise klasikleşmiş hatta, başlangıç seviyesindeki arkadaşlarımızın megapikseli büyük olan fotoğraf makinası daha iyidir ,gibi yanlış düşüncelere kapılmasına sebeb olmaktadır. Megapiksel fotoğrafın üzerindeki ufak milyonlarca renkli noktayı ifade eder. 6 Megapikseld en az olmamak kaydı ile günümüz şartlarında yeterlidir. Yüksek megapikselli fotoğraf makinalarının avantajı, fotoğrafta fazla kayıp yaşamadan crop (kesme) işlemini yapabilmektir. Bunun dışında depolamada fazla alan tutacağı için saklama sorunu yaşatabilir.


Dslr fotoğraf makinası araştırırken, lens seçeneklerine dikkat etmek gerekir. Elinizde ya da arkadaşımızda bulunan bir lense göre de marka tercih etmenin ekonomik olarak büyük avantajları vardır. Eski tip slr fotoğraf makinaları nın lenslerinin ucuz bir adaptör yardımıyla dslr fotoğraf makinalarında kullanılabildiğini ve ekonomik maliyetli olduğunu da hatırlatalım.


Giriş ve orta seviyedeki dslr fotoğraf makineleri piyasadaki rekabet ortamından dolayı, özellikler açısından büyük aşama kaydettiler. Oldukça uygun bir fiyata neredeyse en üst segment fotoğraf makinaları yla aynı özelliklere sahip ekipmanlar almak mümkün. Gördüğünüz gibi fiyat, performans kullanım alanı, yeri gibi pekçok özellik kullanıcıya bağlı olarak kişiden kişiye ve kullanım alanına göre farklılıklar göstermektedir. Bu yüzden en önemli nokta alacağımız fotoğraf makinasını hangi koşullarda şartlarda ve ne tip çekimlerde kullanacağımız hakkında fikir sahibi olmak ve oradan yola çıkmaktır.


Dslr fotoğraf makinaları ndaki gelişmelerin yanı sıra kompakt fotoğraf makianları da büyük yeniliklerle karşımıza çıkmaktadır. Kullanım pratikliğini ve çekim kalitesi ni gözönünde bulundurduğumuza ve yeni modellerin başarılı performansı bize kompakt fotoğraf makinaları nı da ciddi bir seçenek haline getiriyor. Kompakt makinaları n taşıma ve ayar pratiklik konusunda sağladığı avantajarı gözönünde bulundurmak gerekir. Fakat ben tek bir lense bağlı kalmam tam manuel (elle) ayarları yapmayı öğreneceğim ve uzun süreli fotoğrafa merakım devam edecek derseniz, Dslr almanızı tercih ederim...








Sağlıklı karşılaştırmalar yapabileceğiniz ve her türlü değer testlerine ulaşabileceğiniz karşılaştırma sitesi nin linkini aşağıda veriyoruz. son kararınızı vermeden önce incelemenizi tavsiye ederiz





Photoroid


http://www.letsgodigital.org/tr/index.html


7 Haziran 2009

Panoramik fotoğraf nedir? Nasıl çekilir?


Panoromik çekim:
Birden fazla fotoğraf karesinin birleştirilerek tek bir fotoğraf haline getirilmesi olarak nitelendirilir.
Bu tarz çekimleri yapmak her zaman kolay ve iyi sonuçlar vermeyebilir.
Panaromik çekim tekniklerini maddeler halinde incelersek;
Basit kurallar;
Fotoğrafların birleşme payları (üst üste gelen bögeleri) en az 1/3 oranında olmalıdır.
Eksen kayması ve bundan dolayı meydana gelen hataları engellemek adına tripot kullanılması gerekmektedir. Su terazisi ile yere paralellik ölçümü yapılmalıdır. Eğer tripotunuzda su terazisi yok ise üzülmeye gerek yok. Flash girişine takılabilen su terazileri mevcut.
Çekim yapacağımız konumu çok iyi seçmemiz gerekmektedir.
Altın kurallar;
Çekim yaparken her zaman sabit enstantane diyafram ile çalışmak gerekmektedir. Panoramik fotoğrafta poz ölçümü ortalamaya göre yapılır. İlk kare ile son kare ölçümleri yapılır ve ortalama bir değer sağlanır. Çekimde kullanılması düşünülen değer tüm karelere aynen uygulanır. Bu uygulama sonucunda bazı karelerde fazla pozlama yada az pozlama gibi durumlar olabilir.
Birleşim payları ne kadar çok olurda deformasyon o kadar az olacaktır.
Yatay kadrajda çekilen fotoğraf sayısı dikey kadraja göre daha azdır. Fakat yatay kadraj ile çalışmak perspektif bozulmalarına neden olur. Bunu için daha fazla kare ile dikey kadraj la çalışmak daha sağlıklı sonuçlar elde etmemizi sağlar.
Panoramik çekimler de en geniş görüntü en iyi görüntü değildir. Genişlik- yükseklik oranını estetik kaygılarınızı asla yitirmeden koruyun.
Tripot ile çekim yapmak gibi bir zorunluluğumuz bulunmamaktadır. Zaman içerisinde deneyim kazandıkça uygun açıyı ve paralellliği el ile sağlayabiliriz. ( gece çekimleri hariç)



Manzara çalışıyorsak yüksek diyafram değeri ile çalışmak net alan derinliğini arttıracağı için daha kaliteli fotoğraflar elde etmemizi sağlar.
Mümkünse ışık değişimi olmayan havalarda çekim yapmaya çalışın.
Eğer gün batımı çekicekseniz biraz hızlı davranmanız gerekmektedir.
Çekime başlamadan önce ilk ve son kare arasında birkaç kez gezinti yapın. Oluşacak görüntü hakkında bir fikir sağlamatadır.
Birden çok panoramik çekim yapılacaksa karelerin birbirine karışmasını önlemek için alakasız bir yeri çekin. Birleştirme esnasında hangi kareleri karıştırmamış olursunuz. ( ben genelde elimi çekerim 1-2-3 şeklinde işaret yaparak)
Eğer çok hareketli nesneler ile çalışıyorsak (örn: belirli bir yöne yürüyen insanlar) hareket yönünün tersine çekim yapmamız gerekmektedir. Aksi taktirde birden fazla aynı objeden çoğaltmış oluruz. Eğer yakın bir cisim çekiyorsak kare sayısını olabildiğince arttırmamız gerekir. Aksi taktirde deformasyonlar ve perspektif bozulmaları meydana gelir.

Çekilen fotoğrafların bilgisayar ortamında birleştirilmesi:

Photoshop kullanmanızı tavsiye etmem. Çok zahmetli ve zaman alıcı bir yöntem.
Düzgün bir çekim elde ettiysek, piyasada panoramik görüntüler elde etmek için hazırlanmış özel programlar mevcur. Aralarında en iyileri ”Panorama Maker “ ve çok fazla bilinmesede “The Panorama Factory”
The Panorama Factory programında hangi makine ile çekim yaptığınıza dair bilgiler mevcut. Ve birleşme esnasında o değerleri hesaba katarak panoramik görüntü elde etmete ve daha sağlıklı sonuçlar vermektedir. Ek olarak manuel birleşim seçeneği’ de sunmaktadır.
İyi çalışmalar.



Hasan YILDIZ



Birkaç örnek çalışma:
Not: örnek çalışmalarda tripot kullanılmamıştır. Hepsi el ile çekilmiştir.



Fotoğraflar: Hasan Yıldız

Hasan Yıldız'a katkılarından dolayı Photoroid adına teşekkür ederiz